Zeytinyağı ve Bal ile Başlayan Anadolu Mahsul Yolculuğu

Maalesef gıda ürünlerinde tağşiş ve sahteciliğin çok yaygın olduğu bir devirde yaşıyoruz. Endüstriyel katkılar doğal ve sağlıklı zannettiğimiz gıdaların içine sinsice zerkediliyor. Ne yazık ki çoğu zaman bu ürünleri tüketirken ne tadından, ne de kokusundan bunu anlamak mümkün oluyor.

Zeytinyağı üreticileriyle konuştuğumuzda, yurtdışından tamamen sentetik (makine yağından farksız) yağ getirenler olduğunu, bu yağı aroma ve diğer katkı maddelerinin de yardımıyla zeytinyağına katarak “naturel sızma zeytinyağı” diye sattıklarını ifade etmişlerdi. İnsanı dehşete düşüren bir manzara!


Arı ürünlerinde de maalesef durum farksız. Bal zannedip, epeyce para verip aldığımız ürünün içinde binbir çeşit çiçek özü yerine binbir çeşit katkı maddesi bulunma ihtimali hiç de az değil. Yaptığımız araştırmalarda, tağşiş ve sahtecilik yapılan ürünlerin en başında zeytinyağı ve bal olduğunu gördük.


Bunun nedeni ise basit: Her iki ürün de değerli, görece pahalı ürünler. Ve sahtecilerin bu ürünleri çok ucuza maledip “makul” fiyatlara satarak büyük bir vurgun yapma şansları var. Aynı zamanda bu iki ürün sofralarımızda mutlaka bulunması gerektiğine inandığımız, sağlıklı beslenmenin temelini oluşturan, şifa kaynağı nimetlerimiz.


Bu nedenlerle markamızın yolculuğu zeytinyağı ve bal ile başladı.